Ahmet Güneştekin

0212 297 95 86 bilgi@ahmetgunestekin.com

Menu

Ahmet Güneştekin

Hafıza Odası

PİLEVNELİ Project | Mecidiyeköy

6 Aralık 2019 – 26 Ocak 2020

Ahmet Güneştekin’in nesneler üzerinden bellek politikalarının doğasına baktığı kişisel sergisi Hafıza Odası PİLEVNELİ Project sunumuyla 6 Aralık – 26 Ocak tarihleri arasında gerçekleşiyor. DAAX Corporation sponsorluğunda Pilevneli Mecidiyeköy’de açılan sergi, sanatçının farklı sanatsal disiplinlerle etkileşim içinde çalıştığı işlerini bir araya getirerek, materyalleri yorumlama çeşitliliğine ve sergileme pratiğine bakıyor.

Hafıza Odası’nda sanatçının anıları çağrıştıran nesnelerle çalıştığı enstalasyonları ve dil ile düşünüş tarzları arasındaki bağlantıdan yola çıkarak kimi şaşırtıcı özellikleriyle dile ve hatta düşüncelere dair neyin doğal olduğu sorusuna bambaşka açılardan bakmayı sağlayan video yerleştirmeleri yer alıyor. Sergide ayrıca sanatçının çağrıştırıcı fragmanları bir anlatı olarak okunabilecek katmanlı bir formda çalıştığı kırkyamaları, gerçeküstü, grotesk ve çok renkli seramikleri, tuval yüzeyine dışbükey metal yarımküreler yerleştirerek çalıştığı işleri ve geleneksel pratiklerin dışında kalarak çalıştığı işleri yer alıyor.

Sergi sanatçının nesnelerle oynama biçimleri üzerine odaklanarak şu temel soruları soruyor: Anılar ne işe yarar? Belleğimiz geçmişimizi nasıl yapılandırır? Bir nesneyi anımsatıcı, çağrıştıran yapan şey nedir? Nesneleri kavramlar üzerinde düşünmek, özdeşleşmek veya hatıraları somutlaştırmak için nasıl kullanırız? Geçmişin nasıl hatırlanacağına kim karar verir? Bellek politikaları nasıl oluşur?

Hafıza Tepesi nesnelerin ve mekânların sosyal ve duygusal ilişki ağlarının aktif unsurları olduğunu gösterir ve onların öznel deneyimleri ve duyguları yansıtan yüzeylerden ibaret olmadıkları, aynı zamanda tüm deneyimleri kapsayan bir derinliğe sahip oldukları konusunda bir tartışma başlatmayı amaçlar. Sanatçı bu bağlamda enstalasyonu çağrıştıran nesnelerle ilişkilerimiz üzerinde düşünmenin bir yolu olarak tasarlamıştır.

Eşyanın ve mekânın sadece bir nesne, bir yer olmalarının dışındaki bu boyutlar enstalasyonda güçlü bir şekilde karşımıza çıkar. Belleğimiz, nesneler ve mekân aracılığıyla somutlaşır ve çoğu zaman kolektif olanla kişisel olan arasındaki akışta kurulur. Yoktunuz yaşam alanımızda, mekânları dolduran nesnelerin, pasif bir eylemsizlik halinde olmadıklarını, kendilerine özgü bir yaşam sürdüklerini hatırlatır. Şeylere onların bize ihtiyaç duyduklarından daha fazla ihtiyaç duyarız, çünkü onlar yaşamın önkoşuludur. Şeyler de zamanda ve mekânda var olurlar, mekânı dönüştürürler. Mekânı anlamlandıran nesneler var olmadıklarında sadece yaşam alanlarımızı değil, benliğimizi de eksik tanımlamış oluruz. Bu bağlamda Yoktunuz mekân ve nesnelerin sınırlandırdığı bir iç kabuktur. Mekân ve nesneler Pierre Nora’nın da belirttiği gibi hafızanın mayalandığı yere dönüşür. Buradaki her nesne geçmişe ait bir ânın somutlaşmış halidir.

Sanatçı dil ve düşünüş biçimleri arasındaki ilişkiden yola çıktığı işlerinde ise hareketli görüntünün olanaklarını kullanır. Bu işlerde anlatımcı imgeyi genel bir konu olarak dille kombine eder. Dil, İnkâr, Düdük ve Bellek adlı video yerleştirmelerinde dilin bir güç aygıtı olarak algılanma biçimlerine bakarak belleğin geçmişi nasıl yapılandırdığı ve bellek politikalarına nasıl eklemlendiğini çalışır.

Sanat eseri açıktır, hiçbir zaman tek bir şekilde okunmaz. Parçaları, izleyen kişi bir araya getirir. Bunun için esere bakan kişinin bir şekilde odaklanmamış olması gerekir. Bu, tüm nesnelerin anılar çağrıştırdığı anlamına gelmiyor. Ancak, bir nesne farklı zamanlarda dünyayı anlamaya yardımcı olacak bir fikre dönüştürülebilir. Hafıza Tepesi yerleştirmesinde sanatçı bağlantıları kurma işini izleyene bırakır. Bununla birlikte gerçeklik opaktır, onu çözmemize izin veren ipuçları ve işaretler her zaman vardır. Çağrıştıran nesneler birlikte düşündüğümüz ve yaşadığımız şeyleri unutmamamız için inatçı hatırlatıcılardır. 

 

Yüksek çözünürlüklü görselleri indiriniz